Acı Zehrin, Dışarı Atılması
Çoğu kişinin yaşadığı bir şeydir aşk acısı, aşkın zehri. Şimdi okuyacağınız kısa metinler ise karakterimizin zehrini nasıl dışarı atacağını bulduğu bir yöntemden çıkan yazılar…
04.04.2023
Canım yanıyor, bana yalan söylemesini kaldıramıyorum. İnanmak da istemiyorum. Severek ayrıldık gibi dursa da öyle olmadığına inanıyordum. Seven bir insan nasıl ayrılırdı ki? Uzak durmaya dayanabilir miydi? Yapamıyordum, unutamıyordum. Canımı oldukça yakıyordu bu. Ne olurdu kendine güvenip ayrılmasaydı? Ne olurdu beni sevseydi?
20.04.2023
Dün olmadı, bugün olmadı, yarın olur mu emin değilim. Başaramıyorum bir türlü. Aklıma ve kalbime nasıl sinsice girip yerleştiysen çıkmıyorsun bir türlü işte. En ufak şey seni hatırlatırken unutmayı nasıl başarabilirim ki?
Ne olur çık aklımdan artık, acı verme daha fazla. Yaptıkların yeteri kadar acı verdi, ağır geldi, hayal kırıklığı yaşattı. Gerek yok daha fazlasına.
Gerçi pardon, sen bir şey yapmadığın halde sevdim ben seni değil mi? Hatta hala daha bir şey yapmadığın — konuşmayı kestiğin — halde seni seviyorum değil mi? Hata bende, senin hiçbir suçun yok.
25.04.2023
Yine bir gece vakti ve ben aklımda unutamadığım senle özlem doluyum. Yaşamadığımız, yaşayamadığımız ve de yaşatmadığın güzel anılarla hala ayaktayım. Bu özlem ne zaman diner? Aklımdan da kalbimden de ne zaman çıkacaksın? Acı veriyorsun. Konuşmamızdaki son cümlelerini hatırlıyorum da çok pis canım yanıyor be. Ben seni severken, bana bunları yaşatman reva mı? Sen şimdi kesin yatağında mışıl mışıl uyuyup beni düşünmezken ben burada senin özleminle baş etmeye ve uyumaya çalışayım… Kandırmak zorunda mıydın beni? Gerçekten, samimi ve ciddi olarak soruyorum, neden kandırdın? Sana silah dayatmadım, zorundasın demedim.
Bana bunu yapmaya, yaşatmaya hakkın yoktu ama biliyor musun? Ben, bana yaşattıklarına, dediklerine rağmen seni hala seviyorum. Sanırım salak olan benim. Baksana unutamıyorum bile. Unutmayı bırak, yaşamadığımız anılarımızla yaşıyorum.
Geçen de neyi fark ettim ilk defa biliyor musun? Tabii ki bilmezsin, hemen söyleyeyim. Arkandan beddua bile edemeyecek kadar seviyorum seni. Bu o kadar kötü bir şey ki. Kötü hissediyorsun, normal şartlar altında hakaret etsen, Beddua etsen rahatlayacaksın ama sen yapamıyorsun bunları… Aciz yaptın beni, zayıf düşürdün.
Sana olan kırgınlığımı hangi kelimelerle nasıl anlatsam bilemiyorum. Hoş, sen biliyorsun hangi konuda beni kırdığını zaten ya, neyse. Şunu söylemeden de geçmek istemiyorum şu an: Keşke senin telefon numaranı bulacak, bulsam bile yazacak cesarete sahip olmasaydım. Bence bu cümle kırgınlığımı büyük ölçüde sana yansıtır. Yani umarım yansıtır, bana bunları yaşatan birinin bunları anlayabileceğini düşünmesem de bir ümit işte bendeki de.
Her gün bekliyorum. Bekliyorum ki bana yazarsın diye. Hani sözde arkadaş kalacaktık ya! İlk defa öğrendim, arkadaş kalmanın kavgasız ayrılma anlamı taşıdığını. Peki, bu umurumda mı sence? Umurumda olsa, senden her gün ümitsizce mesaj bekler miydim?
02.05.2023
Unutamıyorum. Ne yaparsam yapayım, en sonunda kendimi seni düşünürken buluyorum.
Gözden uzak olan gönülden de ırak olur hesabı tüm gün, tüm hafta, tüm ay hiçbir hesabına bakmıyorum. Zaten çevremde görebileceğim bir yerde de değilsin. O yüzden seni unutmak kolay olur sanmıştım. Değilmiş, yanılmışım.
Kalbimi o kadar kırmana rağmen, artık olmayacağımızı anlamama, bilmeme rağmen senden dönüş bekleyen benim hatam seni unutamamak.
Senelerce seni aklımın en tozlu, gizli kısımlarındaki bir kilitli sandıkta kendimden bile gizleyen ben, seni bir türlü eski yerine gönderemiyorum. Çoğu şeyde olan başarım neden burada işlemiyor? Neden seni unutamıyorum?
Tüm gün seni unutmayı neredeyse başaran ben iken neden her gece aklımı ele geçiriyorsun?
Bıraksan ya artık peşimi, aklımı… Nereye kadar devam edecek? Sen de yorulmuyor musun?
Aklıma geldikçe ağlamak istiyorum. Bana bunu yapmaya ne hakkın var? Söyle hadi, ne hakkın var? Gerçi hata bende. Sen bana, senden uzaklaşmam için sebepler verdin ama bunu beceremeyen benim.
Aslında erkenden gözümü açtın ama kalbimi arkandan kapatamadın. Neden çıkarken arkandan kapatmadın? Arkanı gözlesin diye mi? Tebrikler, her şeye rağmen seni bekliyorum.
Bir şeye denk geldim az önce. Diyordu ki, birkaç gündür rüyasında sizi görüyor. Size geri gelmek istiyor, telefonu eline alıyor ama cesaret edemiyor. Gerçekten öyle mi? Keşke öyle olsa ve cesaret edip mesaj atabilsen. Gerçi o zaman ne yapardım ne cevap verirdim bilmiyorum. Seni unutamamakla beraber araftayım çünkü.
Giderken beni arafta bıraktın. Acımadan beni niye arkanda bırakıp çekip gittin? Hiç mi düşünmedin beni? Hiç mi sevmedin? Hani senin de bana karşı hislerin vardı? Yalan mıydı hepsi? Neden? Neden yaptın böyle bir şey? Madem beni bırakacaktın, neden bana karşılık verdin?
Benden başka her şey, benden daha mı önemliydi senin için? Senin gözünde hiç mi değerim yoktu? Madem sevmiyordun beni, neden başta reddetmedin? Reddetseydin bu kadar kırılmazdım ki. Zaten reddetmeni bekliyordum. Kırılmazdım ama üzülürdüm o da geçerdi bir süre sonra.
Aramızdaki ilişkiye noktayı koyan, başlatan ben olduğum gibi ben mi bitirmeliydim? Yalan söylemek zorunda mıydın, benim de onları ortaya çıkarmam mı gerekiyordu illa?
Beni kıran, beni önemsememen. Başta reddetmen gerekirken ilerleyen zamanda yalanını çıkartman.
Ben sana ilişkimiz hakkındaki düşüncelerini sormasam ne zaman “Bir ilişkiye ayıracak vaktim yok” diyecektin? Madem yoktu, neden bana evet dedin? Beni kıran senin bu yaptıkların ve de yapmadığın.
Şimdi yazsan ne olacak, inan ki bilmiyorum. Bir tarafım hiçbir şey olmamış gibi cevapla diyor ama ben hiçbir şey olmamış gibi devam edemem. Bu sefer kırgınlığımı geri plana atamam. Nasıl güveneceğim ben sana?
Diğer tarafım susuyor. Ne yapacağım ben böyle?
İşte böyle mektup ile günlük arası yazılar yazıp içini döküyor ve kendisini rahatlatıyor. Belki sizde de işe yarar, ne dersiniz? Bence denemeye değer bir yöntem…
Diğer yazılarımda görüşmek üzere, kendinize o zamana kadar iyi bakın :)
Okur notları açılıyor…